Taedium Vitae

Latince bir deyim olan taedium vitae, yaşamdan bezginlik ve bıkkınlık veya yaşamdan nefret etme ve küçümseme anlamaları taşımaktadır. Ama burada ki bezginlik ve bıkkınlık yada nefret etme düşünceleri hayat akışında ki sıkıntılardan kaynaklanmayıp yani, fakirlik, hastalık ve buna olumsuz durumlara dayanmayıp varoluşsal bir sıkıntıyı ifade etmektedir.

Bu yaşamdan nefret etme durumu kişiyi intihar etme isteğine kadar götürebilmektedir.

Roma döneminin seçkinleri arasında bu düşünce yaygındı. Yeryüzünde yaşayamamak ve insanın kendisine olan saygısını ve sevgisini kaybetme durumu çökmekte olan bu sistem içerisinde kişilerde yılgınlık ve bıkkınlık duygularıyla baş başa bırakıp özellikle saygın kesimde kendi istekleri dahilinde gerçekleşen ölümlerin bir nedeni olarak gösterilmiştir. ¹

Yıllar öncesinde karşılaştığımda ilgimi çekmiş olan ve ufak bir araştırmayla hakkında azda olsa bilgi sahibi olduğum bu terimle yakın zamanda okumuş olduğum bir kitap’da tekrar karşılaşınca beni tekrardan etkisi altına almayı başardı. Keza okumuş olduğum kitap da aynı şekilde kişileri sosyolojik açıdan bir takım sorgulamalar içerisine düşürüyor. İlgili kitap Hakan Günday‘ın  Kinyas ve Kayra’sı.  Burada son zamanlarda okuyup çok beğendiğim bu kitabın belki incelemesini de yaparım ilerleyen günlerde.

Yazımı Oscar Wilde‘ın şiiriyle sonlandıracağım çevirisi içinde paninormanperisi teşekkürler.

Taedium Vitae

To stab my youth with desparate knives, to wear
This paltrey age’s gaudy livery,
To let each base hand filch my treasury,
To mesh my soul within a woman’s hair,
And be mere Fortune’s lackeyed groom, — I swear
I love it not!

These things are less to me
Than the thin foam that frets upon the sea,
Less than the thistle-down of summer air
Which hath no seed: better to stand aloof
Far from these slanderous fools who mock my life
Knowing me not, better the lowliest roof
Fit for the meanest hind to sojourn in,
Than to go back to that hoarse cave of strife
Where my white soul first kissed the mouth of sin. ²

Taedium Vitae

Gençliğimi deşmek biçare hançerlerle,
Şu rezil çağın cafcaflı üniformasını kuşanmak
“üst”üm olan her elin cebimden çalması
Ruhumu bir kadının saçlarının içinde hapsetmek ve
hepi topu talihin uşağı olmak; yemin olsun ki
istemem bunları!
Yemin olsun ki denizdeki köpük kadar,
Yaz esintisinde savrulan tohumsuz,
Şeytan arabası kadar dahi yok gözümde bunlar
Hayatımı alaya alan, beni tanımayan bu yalancı budalalarla olmaktansa
yapayalnız kalmak yeğdir bana;
Bembeyaz ruhumun günahı dudaklarından öptüğü
o boğuk kavgaların inine dönmektense,
En alçak damlı en yoksul evin ücra köşesine konuk olmak yeğdir bana ³

 

Source : 123

img source : 12

Yazar: @erhanoz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir