Köy Enstitüleri

 

Bu gün sizlere keşke kapatılmasaydı ve özellikle üretimin çok değerli olduğu şu günlerde bizlere ne gibi katkı sağlardı diye aklımızdan geçirdiğimiz “Köy Enstitüleri” hakkında konuşacağım.

Yazımı, Köy Enstitüleri nedir ? Ne zaman kurulmuştur ? ve Neden kapatılmıştır ? sorularına cevap vererek şekillendireceğim.

Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940 tarihinde  ilkokullara öğretmen yetiştirilmesi amacıyla açılmıştır. Bu proje tamamiyle Türkiye Cumhuriyetine ait olan o dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından bizzat yönetilmiştir.

Malumunuz o dönemde okuma yazma oranı yüzde 5 civarlarında olduğu için dönemim Cumhurbaşkanı İsmet İnönü öncülüğünde Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un üstün çabaları sonucu kurulan bu enstitülerde, köylerde en azından okuma yazma bilen çocukların buralarda toplanıp eğitilerek ve sonrasında köylerine dönüp oralarda öğretmenlik yapmaları amaçlanmıştır.

Bu enstitüler ulaşımın kolay olması açısından tren yollarına yakın ve tarıma elverişli toplam 21 bölgede kurulmuştur. Burada ki öğrenciler sadece okuma yazma değil aynı zamanda modern tarım uygulamalarının eğitimini bu enstitülerde almış oldular ve dolaysıyla ülkenin o zor dönemlerinde tarımsal gelişim sağlanması için somut ve kayda değer bir adım atılmış oldu.

Peki bu Köy Enstitüleri nerelere kuruldu ?

Köy Enstitüleri’nin kurulduğu iller ve ilçeler şunlardır;

  • Akçadağ, Malatya – 1940
  • Akpınar-Ladik, Samsun – 1940
  • Aksu, Antalya – 1940
  • Arifiye, Sakarya – 1940
  • Beşikdüzü, Trbzon – 1940
  • Cılavuz, Kars – 1940
  • Çifteler, Eskişehir – 1939
  • Dicle, Diyarbakır – 1944
  • Düziçi, Adana – 1940
  • Erciş, Van – 1948
  • Gölköy, Kastamonu – 1939
  • Gönen, Isparta – 1940
  • Hasanoğlan, Ankara – 1941
  • İvriz, Konya – 1941
  • Kepirtepe, Kırklareli – 1939
  • Kızılçullu, İzmir – 1939
  • Ortaklar, Aydın – 1944
  • Pamukpınar, Sivas – 1941
  • Pazarören, Kaysei – 1940
  • Pulur, Erzurum – 1942
  • Savaştepe, Balıkesir – 1940

 

Bu yukarıda saydığımız enstitülerin tümünde teorik eğitimin yanında uygulama eğitimlerde verilmiştir. Her enstitü tarım arazisi, süt sığırcılığı, besi hayvanları, arı kovanları, atölyeleri vb. uygulama alanlarına sahipti.

En önemlisi bu döenmde bile bazen eleştirilmeye çalışılan karma eğitim modeli vardır. Çağdaş sınırlar içerisinde kız öğrencilerde tüm eğitim faaliyetlerinden yararlanabiliyordu.

Peki nolduda bu kadar güzel bir uygulama sonlandırıldı ?

Kaynaklarda belirtildiği şekilde 2. Dünya savaşı sırasında ABD’den aldığımız destek karşılığında bu oluşumların kapatılması istendi lakin kapatılmayıp bunları öğretmen okullarına çevirip eğitimlere devam edildi.

O sıralarda Cumhuriyet Halk Partisi, meclisten Köylüyü Topraklandırma Yasasını geçirmek istiyordu lakin köylünün toprak sahibi olmasını kendini yediremeyen bir takım milletvekilleri partiden ayrılarak Demokrat Partiyi kurdular. İlerleyen dönemlerde iktidara gelerek Köy Enstitüleri ismi değişen Köy Öğretmen Okullarını 27 Ocak 1954’de kapattılar. Aynı kişilerin Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve inkilaplarına’da muhalif oldukları söylenmekte, doğruysa şaşırmamak gerek. Yine bunun hakkında kısa bir araştırma yaparak bu kişilerin kimler olduklarını öğrenmek mümkün.

Sonuç olarak insan hayret ediyor. Bu okulların kapatılmasının üzerinden 64 yıl geçmiş, geldiğimiz yer malumunuz. İlerleme var mı derseniz bence yok. Dışarıya gerek hammadde, gerek teknik ve gerekse bilgi anlamında bağımlı kalmışız. Hiç kimse ülkemize tarım ülkesi demesin, kendine yetiyor demesin, ihracat rekorları kırıyoruz falan diye hiç demesin ama ithalat rekorları kısmında rahatlıkla bütün rekorları kırdığımızı söyleyebilirsiniz. İyi kötü dışarıyla var olan ticari anlaşmalarımız olmasa ana tüketim maddelerinin tedarikinde ciddi sıkıntılar bizleri bekliyor olacak.

Umarım yakın gelecekte zamanında yapılmış olan ve bizlere ışık tutabilecek bu girişimin daha modern ve gelişmişi ülkemizde tekrardan uygulanır. Var olan tarım arazilerimiz inşaata, ranta dönüştürülmeden üretim ve istdihdam için kullanılır. Aksi takdirde ilerleyen zamanlarda bu günleri bile mumla arayabiliriz.

Konuyla ilgili Cem Seymen’in hazırlamış olduğu programın video kaydını aşağıya bırakıyorum.

Okuduğunuz için teşekkürlerimi sunuyorum.

Esen kalın…

Source : 12  – 3

 

Yazar: @erhanoz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir